confessions

tesladankafkaya

Havayı kokluyor

  1. toplam giri 251
  2. takipçi 20
  3. puan 2707

vatana ihanet olabilecek küçük şımarıklıklar

tesladankafkaya
Sonunu düşünmeden yapılan ancak açık açık vatana ihanet suçunun işleneceği küçük, küçücük, minnacık şımarıklıklardır. İki önemli kural var:
1- Küçük şımarıklıklar olmalı ki halktan tepki çekmemelisiniz.

2- türkiye gibi bilinçli ve özgür düşüncenin olduğu bir ülkede Asla görülemeyecek şeyleri yazmalıyız.

Biipp olarak nasıl şımarıklıklar olabilir tartışıyoruz.

Mesela; şöyle göstermelik olarak dindar gözüküp yemediğimiz halt kalmamalı ve kul hakkı falan Fasa fiso deyip devletin her kademesine her hücresine kadar kendi yandaşlarımızı yerleştirebiliriz. Sonra da resmî sınav sonuçlarında oynamalar yaparak kendi adamlarımıza avantaj kazandırabiliriz.

Veya ne bileyim; komşu ülkelerden milyonlarca ne idüğü belirsiz mahlukları ülkede toplayıp kendi vatandaşınızdan bile üstte tutarak halkınızı ezebilirsiniz. Ama bi dk. Ya... bu biraz ağır olur bilinçli halkımız buna izin vermeyebilir.

Neyse düşünüp örnekleri çoğaltalım da beyin fırtınası olsun.

ekşi sözlükten öğretmenlere fahişelik benzetmesi

tesladankafkaya
Formatın kaybedilmesi sonucu ortaya çıkmış rezalettir. İlk çıktığı zamanlarda sloganına uygun şekilde hareket ediyorken; sürekli yapılan Yazar alımı ve trollerle mücadele etmemenin yol açtığı rezalet kere rezalettir. Ekşi sözlükten birileri okuyorsa eğer, ya fabrika ayarlarınıza geri dönersiniz ya da sosyal medyanın gücü onca yıllık “kutsal bilgi kaynağı !” falan dinlemez yıkar geçer sizi. Herkese de ders olsun formatın olmaması, trollere serbestlik verilmesi, herkesin her şey hakkında başlık açabiliyor olması nelere sebep oluyor ortada.

(bkz:kızım sana söylüyorum gelinim sen Anla)

kefen parası

tesladankafkaya
Yıllarca çalışmış ve artık ömrünün kalanında birikim yapmak isteyen kişilerin kenara koydukları paradır. Bu para kimi zaman yastık altında kimi zaman kuytu bir yerde kimi zamanda vücutta taşınır. Vücutta ise genelde en güvenli yer olan sütyen bank'a yatırılır. Ununu elemiş eleğini asmış yaşlıların kenarda üç beş lira koyarak topladığı paranın halk ağzındaki karşılığıdır. Kaybedilen paralar için de çokça atıfta bulunulur.

lozan

tesladankafkaya
İsviçre'de bulunan bir şehirdir. Art kısmı dağlarla çevriliyken güneyinde de cenevre gölü bulunur. Şehrin bulunduğu kısımda sıklıkla Fransızca konuşulur. 1915 yılında olimpiyat başkenti seçilmiş ve günümüzde de “uluslararası olimpiyat komitesi”ne ev sahipliği yapmaktadır. “Olimpik şehir” olarak anılır.

sinekli bakkal

tesladankafkaya
1935-36 yılları arasında Halide edip Adıvar tarafından kaleme alınmış roman türünde eserdir. 1935-36 tarihli olmasına rağmen II. Abdülhamit zamanını anlatır. Maziye dönüş vardır. Mazi; mahalle kültürü, gelenekler ve din bağlamında ele alınır. Bu yönüyle maziye özlem de var diyebiliriz. Doğu - Batı sentezi ve/veya meselesi de işlenmiştir. Doğu; Rabia'nın Şahsından verilirken; Batı da Peregrini'nin şahsında temsil edilmiştir.
H. Edip bu romanında, II. Abdülhamit dönemine ve özellikle istibdad yönetimine karşıdır. Diğer bir yandan “genç Türkler”i de eleştirir.
Din olgusu birbirine iki zıt din ADAMının Şahsında ele alınmıştır. Bunlar; imam İlhami efendi ve mevlevî Vehbi dede.
Romanda; 'kainatta ne varsa hepsi vehim ve hayal yani; aynalara vuran akisler veyahut gölgeler” görüşü hakimdir.

Bu görüşü Şu şekilde açıklamak gerekirse; tek bir varlık vardır (Allah) ve diğer her şey onun yansımasıdır. Hani derler ya yaratılan her şeyde yaratıcıya kanıt bulabilirsiniz. Her işte onun mistik halde söylenmiş şekli oluyor bu. Aynı zamanda Vahdet-i vücut teorisine de göz kırpar bu görüş. Devam edelim ...

Romanda İlhami efendi olumsuz bir karakter çizer. İnsanları dine yöneltmek yerine dinden uzaklaştırır. (Bakınız bura çokomelli) bunun sebebi ailesinde ingiliz hayranlarının bulunmasıdır. Ancak küçükken anneannesinin yanında yetişmesi ve onun geleneklerine bağlı bir kadın olması imamı İngiliz kültüründen uzak tutabilmiştir.
Kız Tevfik karakteri Emine'nin eşyalarını kullanır. (Ayna, cımbız) bunun üzerine Emine tevfik'i Terkeder. Tevfik Emine'ye yalvarsa da Emine geri dönmez daha sonra hamile olduğu ortaya çıkar ama Tevfik'in bundan haberi yoktur.
Doğum motifi önemli bir yer tutar. Sezaryen Doğumun tehlikelerinden bahsedilir. Bir başka örnek de İmam efendi rabia'nın (rakamla 4 :) ) bez bebeğini yakar. Rabia bu yüzden bebeklere karşı çok hassas bir kişilik halini alır. Rabia, küçük yaşlardan itibaren cehennem halkından olmak ister. Sesinin güzel olmasının sayesinde hafız olur. ( tezata gel)
Çok para kazanır ancak yine de mutsuzdur. Çünkü çocukluğunu yaşayamamıştır. Din dendiği zaman akla Vehbi dede gelir zira ondan başkası baskıcı ve korkutucu olarak görülür. Az önce söylediğim iki din adamı olayında iyi polis kötü polis mevzusu da tam olarak bu oluyor.

Mevlid kandilinde, rabia'nın kur'an okuması ev halkında hayranlık uyandırır. Zaten Rabia karakteri Vehbi dede'nin düşüncelerini temsil eden ve bunları yayan kişi olarak karşımıza çıkar.

Diğer karakterlerden peregrini'ye bakacak olursak; peregrini afaroz edilmiş İtalyan bir sanatçıdır. Annesinden uzaklaşmıştır. Rabia'da Annesinden bir parça bulduğu için ona yaklaşır. İlerleyen Kısımlarda; “eğer bir dine gireceksem o İslam olacaktır' der.
Doğu - Batı sentezi sadece musiki alanında bulunur.Rabianın kur'an okurken çektiği besmele bestelenecektir ve Doğu musikisi ile batı musikisi sentezlenecektir. Doğu'yu temsil eden Rabia, Batı'yı temsil eden peregrini ile evlenir. Ancak rabia kendi kültüründen vazgeçmez çünkü romanın tezi Doğu kültürü üzerine kuruludur ve küçümsenmez. Burada kültüründen vazgeçen peregrini olacaktır. Hatta ismini dahi değiştirir ve Osman adını alır. Batı'nın doğulaşması bu metaforlar üzerinden anlatılır. Ancak mahalle bölümlerinde görüleceği üzere batı ve doğu çatışması açıktan gösterilir. Bu kısımlarda peregrini batıyı yani maddeciliği, Rabia da Doğuyu yani ruhçuluğu temsil ederek; madde - mana çatışması aktarılır.

Üstte dediğim gibi Rabia asla kendi kültüründen taviz vermeyecektir. Evlendikten sonra ev işlerinde ve mobilyalarda dahi batıcılığı gösterecek bir yöneteme izin vermez. batı tarzı mobilyalar aldırmaz, sonradan görmeler gibi hizmetçi kabul etmez. Bu konularda peregrini'ye kesinlikle karşı çıkar.

Selim paşa karakteri ile Rabia arasındaki iyi gelişen durumlar zamanla Selim paşa karakterinin, Abdülhamit yönetimine sıcak bakması, genç Türkleri kötülemesi, yönetimin yanlışlarını dahi söylemeden sorgusuz sualsiz bağlığını bildirmesi Rabia'nın artık dini derslere devam etmemesine yol açar. Selim paşa karakteri sanat sever bir insandan zalime dönüşen karakteri temsil eder. Hatta bu gözü dönmüşlük o kadar ileri gider ki kendi oğlunu bile hapse attırır. Bu gelişmelerden sonra selim paşa rabia'nın gözünden düşer.
Bu gözden düşmenin ardında yatan sebep Saraya bağlılığını bildiren herkesin zamanla kendinden kopuşunu anlatmasıdır. Saray çevresi yanlış batılılaşmış tipler ve sosyal hayattan dolayısıyla da halktan kopuk tipler ile çevrili olduğu için eleştirilir. Çünkü yozlaşmış kişilerdir. Rabia da kendinden taviz vermeyen ve batıcılığı reddeden biri olunca tabi bu tarz kişilerden kopması zor olmuyor. Selim paşa gibi ...

Toparlayalım ve Gelelim romandaki ana hatlara ve bazı kusurlara;

- halide edin'in tezlerinden öne Çıkanı; Doğu Batı'ya karşı üstündür. (Bu üstünlük muasır medeniyet anlamında değil de insan yaşayışı, dünya görüşü ve din olguları ile ilgili)

- 1935-36 yıllarında unutturulmaya çalışılan bir mazi canlı tutulmaya çalışılıyor.

- II. Abdülhamit döneminin ve yönetiminin sevilmemesi gerektiği savunuluyor.

- Şiddete dayalı yönetim eleştiriliyor. Kurtarıcı olarak Vehbi dede görülüyor. Manevi bir kuvvetin kurtarıcı olduğu tezi savunuluyor.

Kusuruna gelecek olursak; Sinekli bakkal romanı kurgusundaki dengesizlik yüzünden kusurludur. Nedir bu dengesizlik ? açıklayayım;
Baskıcı ve şiddet yanlısı Abdülhamit dönemine karşı genç Türklerin kurtarıcı olarak öne sürüleceği düşünülürken onların da şiddet yanlısı olabileceği söyleniyor ve genç Türkler de siliniyor. Abdülhamit dönemi çokça eleştirilirken bu döneme karşı genç Türkler çare olarak sunuluyor ama bir zaman sonra onlar da aynı şekilde görülmeye başlanıyor. Burada tutarsızlık açıkça görülüyor ve romanın bir kusuru olarak önümüze çıkıyor.

Not: alıntı değil alın teridir. Romanı okumak isteyen arkadaşlarımıza olayların gelişiminde yardımcı olmak için inceleme yazdım. Okumuş arkadaşlarımız da incelemeyle birlikte daha iyi anlayabilirler. Ayrıca olur da ileride internetten inceleme çalışması arayacaklar için amme hizmeti olsun.
Yazı uzun olduğu için imla, bilgi yanlışlıkları olabilir. Farkeden arkadaşlar uyarırlarsa düzeltme yaparım kimse yanlış bilgi sahibi olmasın sonra.

(bkz:amme hizmeti)

0 /