şeriat ve geleneksel din algısı

dexterbay
Şeriat, Kur'ân'da geçen kavramlardan biridir. Nuh a.s'dan bu yana uygulanan kanun olduğu beyan edilmiştir.(bkz: Şura 13) Bunun uygulanmasında ise inen vahiyden çok, kültürel olarak yerleşik yaşama geçen toplumların kültürel kuralları olmuştur. Örneğin Türkiye'de çocuklara uygulanan sünnet, Kur'ân'da emredilen bir emir değil, Tevrat'ta geçmektedir. Halbuki Tevrat'ın bu hükmünün Kur'ân'da tasdik edildiğine dair emir yoktur. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan önce Emevilere kadar dayanan anlayıştır. Muaviye'den önce Şura ilkesine dayanan anlayış (Cumhuriyet ile Şura ayeti baz alınmıştır) yerini babadan oğula geçen saltanat almıştır. Devlet-i aliyye dahil(Osmanlı) uygulanmıştır. Cumhuriyet ile beraber kaldırılmıştır. Mezheplerin yerleşik yaşamda sorunlara çare/halifenin emirleri olarak uyguladığı görülen ''namaz kılmayana'' öldürme ''dövülmesi'', ''Mürtedlerin öldürülmesi'' gibi kültürel/hükümdarın söylemleri dinleştirilmesi, beraberinde ''şeriatın'' günümüzde bu şekilde algısı olduğunu yaratmıştır. Halbuki Kur'ân'da doğrudan din özgürlüğü yapılarak (Bkz: Bakara 256- Al-i imran 86-89) insanların tercihleri serbestliğe bırakılmıştır. Geleneksel dinin mutlaklaştırılması sadece günümüzün sorunu değil, uzun geçmişlere dayanan kök sorundur. Geçmiş dönemlerde Hanefî ekolü ehl-i rey olarak takdim edilirken, şafii,hanbeli ekolü hadisçidir. Ehl-i rey ekolü sapıkla tekfir edilmiştir. Hadisçiler egemen hale gelmiştir. Namaz kılmayanlara ölüme giden ceza ise Şafii ekolde görülmektedir. Nitekim yine Mutezile denilen ekolün Selçuklu döneminde Tuğrul Beğ örneğinde görülmesi (ki atatürk tuğrul beğ'in saltanat ve hilafeti ayırmasın örnek alıyor, hilafeti kaldırmamasının sonuçlarını söylüyor) diğer tarafın Nizamiye medreselerinin
kontrolü eline alması, eşari geleneğinin hakim olması, Tuğrul Beğ'in ölümüyle açıkça akılcı çizgi olan mutezile'den kopulmuştur. Osmanlı'nın medreselerinde yine aynı anlayış hâkim paradigma haline getirilmiştir. Günümüzdeyse şafi- eşari çizgisi T.C.'nin hakim paradigması olmasına rağmen Hanefi- Maturidi çizgi olduğu zannedilmesinden dolayı ana sorunu oluşturduğu görülmektedir. Kısaca kültürün,örfün din haline getirilmesi olan bir olaydır.